27 Mayıs 2019 Pazartesi 14:39

GÜNDEM

Gıybet, Sosyal Bağları Zayıflatıyor

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, gıybetin insan psikolojisi ve toplumsal ilişkiler üzerindeki etkilerini değerlendirdi.

Gıybet, Sosyal Bağları Zayıflatıyor
Gıybet, Sosyal Bağları Zayıflatıyor
x

Aşağıdaki kodu kopyalayıp sitenize ekleyebilirsiniz


Video Boyutunu otomatik algıla (Mobil Uyumlu) :    X 


Video otomatik başlasın

34volt » 34Volt


Haberin Adresi www.34Volt.com Haberin Adresi www.34Volt.com

Gıybet kavramının kültürümüzde yer alan ve inanç sistemimizde vurgulanan bir kavram olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Gıybet kelimesi gıyabında kelimesinden geliyor yani bir insanın gıyabında konuşmak. Dini açıdan değerlendirilen bir gıybet var bir de gıybetin psikolojik açıdan değerlendirmesi var” dedi.

Empatik gıybetin olumlu etkileri var

Psikoloji açısından bakıldığında bir empatik gıybet bir de empatik olmayan gıybetin olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Empatik olan gıybette senin söylediğin şeyleri hakkında konuştuğun kişi duyduğu zaman rahatsız olmuyorsa, memnun oluyorsa, onaylıyorsa bu gıybet olmuyor. Mesela bir arkadaşının yaptığı iyiliği, bir başkasına anlatıyorsunuz. Bu gıyabında konuşmaktır, duyduğu zaman kişiyi rahatsız etmiyor” dedi.

Empatik gıybet, dostluk duygularını artırıyor

Empatik olan gıybetin manevi sorumluluğu olmayan, aynı zamanda insan psikolojisini olumsuz değil, olumlu etkileyen bir durum olduğunu belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şunları söyledi:

“Aile içi problemlerde buna çok rastlıyoruz. Bizim psikolojide uyguladığımız yakın ilişkiler ve yaşantılar ölçeklerimiz var. Yakın ilişki ve yaşantıları araştırırken kişinin diğer kişiler hakkındaki söylemlerinin neler olduğu çok önemli. Çünkü yakın ilişkilerdeki en önemli çatışmaların sözlerin yanlış anlaşılmasıyla ilgili olduğunu görüyoruz. Mesela gelin-kayınvalide meselesinde gelin, kayınvalidesinin iyi ve olumlu taraflarını çevresinde konuşuyorsa bu kayınvalidenin kulağına gittiğinde gelinine karşı sıcak ve muhabbet dolu duygular oluşacak. Ya da tam tersi, kayınvalide gelini hakkında olumlu konuşuyorsa da aynı durum geçerli olacak. Bu dostluk ve sıcaklık duygularını artıran bir durumdur.”

Gıybeti neden seviyoruz?

Çekirdek aile anlayışı yalnızlığa itiyor

Hayvanlarla insanı ayıran özelliklerden birinin sosyalleşmek olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Aslan ve kurtların hayatını incelediğimiz zaman bir nesil beraber oluyor. Anne-oğul-kardeş oluyor, üçüncü bir nesil olduğunda uzaklaşıyorlar. Hatta Darwin bunu gözlemlemiş ve çekirdek ailenin gerekli olduğu fikri ortaya çıkıyor. Sosyologlar bunu kabul ediyor ve çekirdek aile tezi ortaya çıkıyor. Batı’nın ve insanlığın şu anda başına dert olan çekirdek aile. Çekirdek aile derken ‘İdeal aile çekirdek ailedir, geniş aileye gerek yoktur. Anneanne-babaannelerle ilgilenmeye gerek yoktur’ tarzındaki bir yaklaşım, şu anda Batı kültürünü yalnızlığa itti. İleri yaşlardaki intiharlar arttı. Mesela İngiltere’de Yalnızlık Bakanlığı kurulmak üzere. 8.5 milyon İngiliz evde yalnız yaşıyor. Bu gibi durumların ortaya çıkmasının nedeni, sosyal bağları zayıflatan Darwin’in tezinin yanlış anlaşılması. Bu durum belki aslanlarda ve kurtlarda böyledir, çünkü onlar sürü halinde yaşıyorlar ve insanlar gibi olamıyorlar. Maymunlar üzerinde deneyler yapılıyor. Maymunları bir toplum ya da kılan haline getirebilir miyiz tarzında, aralarında bir fikir üreterek bir yapı oluşturabiliriz tarzında. Ancak genetik olarak sözcük üretme kodları yok, bu özellik insanda var. Dolayısıyla konuşma isteği insanda beyinde ödül-ceza mekanizmasını harekete geçiriyor. İnsan konuştuğu zaman haz alıyor. İnsan kendi hakkında takdir onay övgü sözlerini duyduğu zaman, biriyle oturup sıcak ilişki kurduğu zaman beyin mutluluk hormonu salgılıyor. Bu durum insnaların hoşuna gidiyor. Herkes bir arada otururken herkesin ilgi alanı olanı, konuştuğu zaman zevk alabileceği konu açıldığıda buna herkes katılır.”

Konuşarak paylaşmak biyolojik doğamızın bir gereği

İnsanının konuşma yeteneğinin yeme, içme ve üreme gibi biyolojik eğilimlerinden biri olduğunu ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Konuşarak paylaşmak, biyolojik doğamızın bir gereği. Tabi bu durumu iyi yönde ya da kötü yönde kullanmak ayrı bir durum. Etik sınırlarda kullanırsak bu bizim için konuşma ihtiyacı, paylaşma yalnızlığı, giderme ihtiyacı var. Yalnızlığı giderme ihtiyacımız bizi konuşmaya itiyor. Yalnızlığı en çok giderme ihtiyacı da kadın beyninde vardır. Erkek beyni, kadın beyni bu anlamda farklıdır. Erkek beyni stres altında zihinsel bir sığınağı vardır, oraya çekilir. Konuşarak değil sonuç odaklı düşünerek stresini giderir. Kadın beyni ise biyolojik olarak stres altında konuşarak paylaşarak stresini azaltmaya çalışır. Onun için konuşma ihtiyacı hisseder” dedi.

Konuşma bir dürtü ama kültürle desteklenmeli

Annenin çocuğuna annelik yapabilmesi için çocuğuyla konuşması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Çocuk ilk 4 yaşta sözcük üretmeyi öğreniyor. Çocuk eğer konuşulan bir ortamda değilse konuşmayı öğrenemiyor. İkinci dünya savaşında ormanda bulunan vahşi çocuklar var, 50’nin üzerinde literatüre girmiş. Bu çocuklar eğer 4 yaşından önce hayvanların yanında büyüdüyse tekrar büyüdüklerinde konuşmayı öğrenemiyor. Konuşmayı öğrenmek bir dürtü olarak var ama kültür olarak beslenmesi gerekiyor. Bu da ödüllendirilirse konuşma devam ediyor” dedi.

Kadınlar konuşma konusunda daha avantajlı

Dur-düşün-konuş önemli

Gıybetten uzak durmak için gıybet etmeme becerisinin kazanılması gerektiğini ifade eden Tarhan, “İster ailede ister toplumda olsun gıybet sorunlara yol açabilir. Küçük bir söz ya da davranış büyük problemlere yol açabilir. Söylediğimiz sözlerin manevi bir kurşun gibi olduğunu unutmamak gerekir. Doğru ve güzel bir şekilde konuşmazsak bunun sonuçlarını kötü bir şekilde yaşayabiliriz. Onun için dur-düşün-konuş diyoruz. Bunu yapmadığımız an en çok sevdiğimiz kalpleri de kırabiliriz, aile içerisinde problemlere yol açabiliriz. Bektaşi inancında çok güzel bir söz vardır; ‘Eline, beline ve diline sahip çık’ diye. Bu kültür Anadolu’daki irfan kültürüne yerleşmiştir. İnsanlar eline, beline ve diline sahip olabilse emin olun cezaevlerinin yarısı boş olabilir” diye konuştu.

İlginizi Çekebilir

Sanatın Kalbi İstmarina’Da Atacak!

Sosyal ve kültürel etkinlikleri denize nazır konumunda sunan şehrin sanat merkezi İstMarina Sanat, yeni bir resim ve heykel sergisine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. “Bu Ben Değilim!” isimli resim ve heykel sergisi 21 Ekim Pazartesi günü sanat severlerin beğenisine sunulacak.


Tügiad, Harekât Sonrası Akçakale'de

TÜGİAD, Harekât Sonrası Akçakale'de


Başkan İmamoğlu’Ndan İzmit’Te Deprem Mesajı “Her Tecrübemizi Bu Şehirle Paylaşacağız”

BAŞKAN İMAMOĞLU’NDAN İZMİT’TE DEPREM MESAJI: “HER TECRÜBEMİZİ BU ŞEHİRLE PAYLAŞACAĞIZ”


Mediamarkt’Ta Gece Yarısı İphone 11 Çılgınlığı Ve Görseli

Apple’ın en yeni akıllı telefonları iPhone 11’ler; çarşambayı perşembeye bağlayan gece saat 00.00’dan itibaren farklı illerdeki MediaMarkt mağazalarında satışa sunuldu. Teknolojiseverler en yeni iPhone’ların Türkiye’deki ilk sahiplerinden olmak için uzun kuyruklar oluşturdu.


Meme Kanserinde Erken Teşhis İçin Pembe Korna

Türkiye’nin en büyük korna üreticisi Seger, Dünya Sağlık Örgütü tarafından Meme Kanseri Farkındalık ayı olarak kabul edilen Ekim ayına özel anlamlı bir projeye imza attı ve temsili olarak hazırladığı pembe renkli kornalarla meme kanserinde erken teşhise dikkat çekti. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’na bağlı Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) ile Seger fabrikada farkındalık ve erken teşhis eğitimi düzenlendi.


Etiketler: olduğunu, Tarhan, zaman, Prof, Nevzat

Yorumlar 0 adet



Yorumunuz Kaydedildi.

Editörlerimizin yoğunluğuna göre onaylanmasına çalışılacaktır.

Teşekkür ederiz.